Kapat
Gönderiliyor...
Kapat
Çizelge İndir
Çrş,Nis 26
Sal,Tem 04
Çrş,Tem 05
Prş,Tem 06
Cum,Tem 07
Cts,Tem 08
Paz,Tem 09
Pzt,Tem 10
Sal,Tem 11
Çrş,Tem 12
Prş,Tem 13
Cum,Tem 14
Pzt,Tem 17
Sal,Tem 18
Çrş,Tem 19
Prş,Tem 20
Cum,Tem 21
Konser Mekan Saat Bilet Fiyatları

Türkiye caz tarihine baktığımızda, Arif Mardin'den sonra beste ve düzenlemeler açısından akla ilk gelen isim, kuşkusuz Emin Fındıkoğlu. Ödünsüz kişiliği ve caz sanatına adanmış sade yaşamıyla özel bir yere sahip caz sahnesinde.

1940’ta İstanbul’da doğan sanatçı, ortaokulu Saint Michel'de okudu. Müzikle ilgilenmeye 1950'lerde Saint Joseph Lisesi'nde okuduğu dönemde başladı. Onu caz müziğine yönelten ise bir arkadaşının ağız armonikasıyla çaldığı bir Count Basie parçasıydı. Bir yandan konservatuarda mellophone ve trompet öğrenimi görürken, diğer yandan da caza ilgi duyan yaşıtlarıyla Cüneyt Sermet'in evinde müzik bilgisini geliştiriyordu. Cüneyt Sermet ile bağını Sermet’in Didim'deki evini sık sık ziyaret ederek hiç koparmadı. 1956'da önce İsmet Sıral Orkestrası'nı Küçük Sahne'de, ardından Dizzy Gillespie Büyük Orkestrası'nı Saray Sineması’nda dinleyen Fındıkoğlu, cazı ustalarından görsel ve işitsel olarak keşfedecek, Sıral'ın yorumlarında Arif Mardin'in, Gillespie orkestrasında Ernie Wilkins'in birinci sınıf düzenlemeleriyle ufkunu açacaktı.

Trompeti bırakan sanatçı, 1959’da New York'tan bir süreliğine gelen Arif Mardin'den armoni ve aranjörlük dersleri aldı. Nitekim olgunluk yıllarında kurduğu bazı kombolarında, Mardin'in özelliği olan küçük topluluklardan zengin ses elde etme tekniğinin etkisi sezilir. Bazı avangard çalışmalarında ise az da olsa Norveçli piyanist, aranjör ve orkestra şefi Jon Balke'nin. Bu etkileri, keskin zekâsı ve esprili bakış açısıyla birleştirerek özgünlüğün kapılarını aralamıştır.

Yeniden yaşam öyküsüne dönersek, askerliğini yaptıktan sonra 1962'de burslu olarak Boston’daki Berklee Müzik Okulu'na giren Fındıkoğlu, burada Herb Pomeroy'dan film müziği, Ray Santisi'den piyano, John LaPorta'dan doğaçlama, Bill Maloof'dan orkestrasyon ve James Progris'ten kontrpuan dersleri aldı. 1963 yılında Berklee'nin “Jazz In The Classroom" albüm dizisinin A Tribute To Duke Ellington başlıklı sekizincisi için iki Mercer Ellington bestesini düzenledi.

Fındıkoğlu, Arif Mardin'den sonra Berklee'den mezun olan ikinci Türk müzisyendi. 1966'da İstanbul'a döndüğü zaman İsveçli saksafoncu Lennart Jansson ile çalışmaya başladı. Bu sırada, Elmadağ'da The Rhythm Section kulübünü açtı, bir süre sonra kulübü Sevinç Tevs'e devretti. 1968'de ilk büyük orkestrası Big Soul Band'i kurdu. Soul müzik çalan orkestra, Fındıkoğlu'nun birinci sınıf düzenlemeleri, basçı Onno Tunç'un sağlam funk eşliği ve Erkut Taçkın'ın vokaliyle dikkati çekiyordu. 1977'de Kabare Tiyatrosu'nu kurduktan sonra İsmet Küntay ve Haldun Dormen ile önce Hair müzikalini, ardından Genco Erkal ile Brecht Kabare’yi sahneledi. 1979'da Taksim'de Onno Tunç ile “Polifon” adlı bir müzik okulu da açmıştı.

Dört yıl boyunca İskandinavya ve Batı Avrupa'da çalışan Fındıkoğlu, 1980'lerin başında Tuna Ötenel ile çeşitli topluluklar kurdu. 1985'te Mustafa Kemal Ağaoğlu ile ilk modern caz etkinliği olan Bilsak Caz Festivali'ni başlattı. Etkinlik, dünya çapında caz ustalarının yer aldığı bir festivaldi. 1990'lardan itibaren kurduğu Euphony, Detant ve Unique Horns adlı modern topluluklar, onun üflemeli çalgılara olan yoğun ilgisinin ürünleriydi.

Müzik İleri Araştırma Merkezi'ndeki (MIAM) öğretmenliği sırasında yaylı çalgılar dörtlüsünün de yer aldığı bir başka topluluğu, yine oldukça dikkati çekiciydi. 1996'da Dağhan Baydur'un ısrarıyla Müzikotek etiketiyle çıkan Sinir Standart And Other Dog Songs albümü, sanatçının mizah anlayışının sanki müziğe yansımasıydı.

1980'lerin başından itibaren Bodrum ve İstanbul arasında yaşamını sürdüren Emin Fındıkoğlu, festivalin açılış gecesinde "Yaşam Boyu Başarı" ödülünü alacak. Ayrıca,12 kişilik yeni topluluğuyla son projesini sunacak. Emin Fındıkoğlu'nun yaratıcılığı ve başarısı yaşam boyu sürecek.